<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/22679062?origin\x3dhttp://yapmadestek.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

Aktarımsal Bölge

Abarttık galiba...

Pisuvar Köpekleri

Adamın teki, bu adam tahmini ben oluyorum. İstanbul Bursa arası gidip gelen şehirler arası otobüstedir. Otobüs bir dinlenme tesisinde durur. Adam sigara içmek için dışarı çıkar. Sigarasının olmadığını fark eder çünkü sigara içmiyordur. Etrafa göz atar. Sigara içen insanlara bakar. Onlardan istemeyi düşünür. Sonra kafası sanki yerine oturmuş gibi kendi kendine der ki "Ulan zaten sigara içen biri değilim neden tanımadığım insanlardan sigara isteyeyim? Sigaraya başlamak için bu anımı bekledim acaba?" Cevap yoktur. Tuvalete gitmeye karar verir. O kadar saat otobüstedir tabi ki bazı ihtiyaçlar giderilmelidir. Tuvalete yönelir.

Tuvalet iki bölümlüdür. Sol tarafın bir duvarında lavabolar vardır, diğer duvarda pisuvarlar. Diğer yani sağ taraf ki bölümde ise sağ tarafta ki duvara dayanmış tuvalet kabinleri vardır. İçinde alafıranga yada alaturka tuvalet olup olmadığını bilmiyordur. Sağ tarafa giderse daha çok para ödemesi gerektiğini düşünür çünkü izlediği bir kaç filmde büyük küçük ayrımı yapılmıştır. Adramın bunu nasıl anlayabileceğini hiç düşünmeden. Sol tarafa yönelir.

Sol tarafta sol duvarda lavabolar ve aynaları, sağ duvarda ise pisuvarlar vardır. Lavaboda elini yıkayan biri aynaya baktığı takdirde arkada işemekte olan kişiyi görmektedir. Kötü bir durum olduğunu düşünür. En köşede ki pisuvara gider. Pantolonunu aşağıya indirir. Yüzünü lavaboya karşı döner. O sırada birisi eğilmiş o lavaboda elini yıkamaktadır. Eğilir. Kıçını o lanet olası pisuvara dayar ve sıçar. Elini yıkamakta olan adam aynaya bakmak için kafasını kaldırır ve önce kendini sonra aynada kendisine bakan, pisuvara sıçan adamı görür. Bir tiksintiyle döner arkasını. "Buraya mı sıçılır be gavat!" diyecektir. Pisuvara sıçan birine nasıl bir ders verebileceğini düşünür. Adam pisuvara sıçmaktadır. Hiç bir laftan anlamayacağı kesindir. Kokunun hafif hafif ortama yayılmasıyla tuvaleti terk eder.

Adamımız pantolonunu kaldırır. Hiç bir temizleme girişiminde bulunmadan işini bitirmiştir. Olduğu yerde doğrulur. Sadece iki adımla karşısında ki lavaboya ulaşır. Lavabonun içine gömülmüş sıvı sabunluk vardır. Sabunluğun kafasına iki defa bastırır. Alt tarafında bekletmekte olduğu eline hiç bir şey gelmez. İki artı beş defa daha basar. Toplam yedi kez denemiştir ama sabun yoktur. Sinirlenmeye başlar. Az önce pisuvara sıçıp, götünü bile silmeyen bir adam şimdi sabun yok diye sinirlenmektedir. Elini önemli bir pisliğede değdirmemiştir.

İçeriye kokuyu alan tuvalet görevlisi gelir. Bi tarafta içi bok dolu bir pisuvar, diğer tarafta sabun yok diye sinirlenen bir müşteri vardır. Pisuvara bakmaya devam eder. Kokuyu iyice içine çeker. Bu işi bırakmayı bile düşünür. Sonra adama döner. Adam görevliye doğru bir adım atar. "Senin ne kadar çok işin var da bu sabunlukları doldurmayı unutabiliyorsun?" der. Görevli sinirlidir ama bu sinir adama karşı değildir. Pisuvara sıçan kişiye sinirlenmektedir. Müşteriye diğer lavaboları denemesini söyler. O sırada bizim adamın aklına az önce sıçarken elini yıkayan adamın, son sabunu kullandığı düşüncesi gelir. Ya son sabunu kullanmıştır yada ellerini sabunlamamıştır. İkisi de o adamdan nefret için yeterlidir.

Diğer lavabolara doğru bir göz atar. Görevli içi bokla dolmuş olan pisuvara bakar, kokuyu tekrar teneffüs eder. Siniri bir kat daha artar. Adamımız diğer sabunlukları kontrol etme olayını düşünmektedir. Eli bir an sakalına gider. Elini sabunlamadığı için iğrenir ve elini çeker. Az önce pisuvara sıçan ve götünü hiç bir şekilde temizlemeyen bir insan, elini suyla yıkamış olmasına karşın sakalına dokunamamaktadır. Bu tiksinmeyle diğer sabunlukları kontrol etmeye başlar. Sadece hangisinin dolu olduğunu öğrenmek istiyordur. Diğer elini sabunluğun altına koymaz. Sadece ikişer defa basıyordur tek eliyle, hangisinden sabun gelecek diye. Beşinci lavaboda sabun vardır. Adamın sıçtığı pisuvarın olduğu köşeden kapıya doğru sayınca beşinci lavaboda sabun bulunur.

Bi anda tuvaletin havası değişir. O sabunluk artık kahramandır. Adam ve görevli sabunluğa odaklanır. Günü kurtarmıştır. Şimdi adam ellerini yıkayacak ve mis gibi olacaktır. Sevinçle gömleğini sıyırır. Lavaboya doğru eğilir. O sırada görevlinin gözleri tekrar pisuvara gider. "Kim yaptı acaba bunu?" diye düşünür. Cevabını bulamadan aldığı koku ile başını adama tekrar çevirir. Bu adamın yapıp yapamayacağını düşünür. Adam sabun için bu kadar sevinmiştir. Böyle bir şey yapamayacağı her halinden bellidir. Adamımız bütün hazırlığını tamamlamıştır. Gömleğini sıvatlamış, ellerini hafif ıslatmış ve sabun için hazır hale getirmiştir. Bir elini alt tarafta hazır vaziyette tutarken, diğer eliyle tam üç defa sabunluğa bastırır. Ama ne gelen vardır nede giden. Hiç bir şey gelmiyordur. Oysaki adam neler düşünmüştür.

Bu beşinci lavabodur, toplam dokuz lavabo vardır. Bu en ortada kidir. İnsanlar böyle ortamlarda birbirlerinden uzak kalmak için hep uçlarda ki lavaboları tercih ederler. Orta da ki az kullanılmış olmalıydı. O yüzden sabunla dolu olmalıydı. Ama son sabunu deneme amacıyla yaptığı o iki basma hareketinde harcamıştı. İnsanların balgam ve sümüklerini attığı hatta bir keresinde sarhoş olan bir kamyon şöferinin kustuğu lavabodur orası. Kamyon şöfürü ünlü bile olmuştur. Çünkü o sarhoşlukla yaptığı kaza susurluk diye önemli bir yerde olmuştur. O lavaboda yavaş yavaş akan sabun lavabonun deliğinden lağama doğru gitmektedir. Az önce pisuvara sıçan ve hiç temizlemeyen adam şimdi o lavabodan iğrenmiştir. İşaret ve orta parmağının üst yüzeylerini lavaboya sürer. Sadece kayganlığı anlaşılan, rengi falan gözükmeyen, çok az miktarda sabun adamın elindedir artık. Adam parmaklarının üst yüzeyini sol avcunun içine sürer. Hafif nemli olan ellerinde o az miktarda ki sabunun köpürmesiyle adamın keyfide artar. Elini iyice yıkar. Artık tertemizdir. Ellerini kurutmak için etrafına bakınır . Ama etrafta ne hava üfleyen nede kağıt mendil veren bir düzenek yoktur. Çıkışta müsvedde kağıt alabileceğini düşünür.

Görevli, adamın amacına ulaştığını görüp kendi sorununa geri döner. Bir pisuvar dolusu bok vardır. Bütün tuvalet çok iğrenç bir şekilde kokmaktadır. Kokuyu tekrar teneffüs eder. Çok kötüdür. Nasıl bir insan buraya sıçar ki?

Adamımız görevliye döner. Kendisine bunları yaşatan görevlinin, sorumsuzluğuna kızgındır. Bir şeyler söylemelidir. "Sen ne biçim bi insansın. Burada yapacak ne kadar işin var ki? Bu sabunlukları doldurmayı unutuyorsun?" der. Bir sürelik sinirli bakışın ardından hiç cevap gelmediğini görünce çıkışa doğru yönelir. Görevli adamın suratına bakmıştır ve "beni ne kadar da önemli biri yaptı" diye düşünür. Sonuçta burada bütün gün tuvaletleri temizleyen biridir. Bu şekilde insanların sataşmalarına hiç pabuç bırakacak biri değildir. Adamın gitmsine izin verir ama ücreti ödemesini izler.

Adamımız ücreti oraya bırakır. Sonra müsvedde kağıtlara yönelir. Normal bir kişiye verilen bir kağıt ona az gelmiştir ve beş tane müsvedde alır. Elini kurular. Kağıtlar yüzündün taşmış olan çöp sepetine atar kağıtları ve kağıtlar, oradan sekip çöp sepeti etrafında biriken kağıt tümseğine karışırlar. Kolonyayı fark eder. Bir defa döker eline, yüzüne sürer, ferahlamıştır. Az önce pisuvara sıçan, götünü temizlemeyen, sabun yok diye sinirlenen adam, kolonyayı tekrar eline alır ve tekrar döker. Şimdi daha ferahtır.

Görevli kullanılan fazla müsveddeleri ve dökülen ikinci kolonyayı görünce. Pisuvara sıçan adama karşı olan nefretini bu adama yöneltir. Burnunda ki bok kokusu ve zihninde ki sinir ile adamın gidişini izler. Adam çıkar. Boş kapıyı izler. Sonra tekrar arkaya dönüp pisuvara bakar. Çok iğrençtir. Koku beynini sarmalar. Artık aklı başında değildir. Ofise yönelir. Ofis dediysem de tuvaletin girişinde ki küçük bölümdür. Kendine ait bir masası vardır. Masanın sağ tarafta ki üstten ikinci çekmeceye yönelir. Bu çekmece zor açılan bir çekmecedir. Fazla kullanmadığı şeyleri buraya koymaktadır. Açmayı dener. Açılmaz. Sanki çekmece bir şeyleri engelliyor gibidir. Dener. Tekrar dener. Çekmece açılır, artık hiç bir şeyi engelleyemeyecektir. Çekmecenin içinde playboy dergileri vardır. Fazla kullanmadığı çekmeceye neden koysun ki bunları? Çünkü adam arşiv yapmaktadır. Playboyun yeni sayıları daha rahat açılabilen üst çekmecededir. Orada ev ve arabanın anahtarları gibi sürekli elinin altında olması gereken şeyler vardır.

Adamın aradığı dergi değildir. Dergilerin altına elini sokar. 44lük bir magnum gün ışığına çıkmıştır yada yer altında ki o tuvaletin soğuk ışıklarına. Önceleri buna inanması bana zor gelmişti. Çünkü hiç kimse orda lanet tuvalete sıçarken, tuvalet görevlisinin playboya bakıp otuz bir çektiğini ve yanında 44lük bir magnum olduğunu hayal edemez. Silaha bakınca biraz eskimiş gibi olduğu anlaşılıyordu. Daha önce kullanılmış gibiydi. "Ama kim, neden bu silahı kullansın ki? Yada kim silah kullanır ki?" gibi sorular adamın aklına hiç gelmedi. Adam yapacağı şeyden çok emindi. Daha önce yapıp yapmadığını bilmiyorum ama bunu daha önceden de yapmış kadar sakindi. Silahı dergilerin altından aldı. Zorla kapanır diye düşündüğü çekmeceyi hızla ittirdi. Çekmecenin kapanmasıyla, daha önce yavşak olduğu için sürekli kullanmayı tercih ettiği üst çekmece açıldı. Oradan arabanın anahtarlarını aldı.

Anahtarları bir cebine, tabancayı diğer cebine koydu ve önce ofisini sonra tuvaleti terk etti. Çıkışta önce sağa baktı. Orada bayanlar tuvaleti vardı. Karısı orada kendisiyle aynı görevi yapmaktaydı. Bi an orada pisuvar olmadığı için karısının ne kadar şanslı olduğunu düşündü. Karısıyla göz göze geldi. Kadın kötü bir şeyler olduğunun farkına vardı. Adamın yanına gidemedi çünkü birbirlerinden uzak durmaları gerekiyordu. Bayanlar tuvaleti geçim sorunları yaşayan başka bir alieye verilecekti ama bunlar evli olduklarını saklayarak iki işide elde etmişlerdi. Sadece iş saatlerinde birbirlerine yaklaşmıyorlardı. Adamında kahvehanede her gördüğünde çay ısmarladığı Hilmi abisi bunları kolluyordu. Bir süre bakıştılar. Kadın sanki vedalaştı. Adam hiç umursamadı. Aklı başka bir yerdeydi.

Bir anons sesi geldi. "İstanbul'a gitmekte olan 34 PDO 23 plakalı aracımız 5 dakika içinde hareket edecektir. Geç kalmanız durumunda beklenmeyecektir." Adamın kesinlikle istanbul otobüsünde olduğunu düşündü. Adam, sol tarafa döndü otobüse yöneldi. Anonsta ki 5 dakika süresi yuvarlama bir rakam olmasına karşın hesaplanmış bir süreydi. Yani tuvalette anonsu duyan bir kişi 5 dakika içerisinde işini halledip otobüse yetişebilirdi. Aklı başında olmayan görevli, tuvaletten çıktıktan sonra anonsu duyduğu için otobüse 5 dakikadan daha az mesafesi vardı. 5 dakika içerisinde otobüse varıp adamı bulabilirdi.

Otobüsün yanına vardığında önce sol tarafta ki camları kontrol etti. Aradığı adam orada mıydı? Bulamadı. Koşarak sağ tarafa geçti. Bi an otobüs şoförüyle göz göze geldi. Otobüsün kalkmasına 3 dakika kalmıştı. Şoför yerini almıştı ama otobüsün etrafında koşturan adamı izliyordu. Aklı başında olmayan tuvalet görevlisinin göz bebekleri büyüdü. Kaplan avını görmüştü. Göz bebeklerine gelen ışığı engellemek için gözlerini kıstı. Sinsice avını izledi. Sonra otobüsün diğer tarafına geçti çünkü kapılar o taraftaydı.

Muvain dikiz aynasından şoförün gözlerini görmüştür ve şoförün kafasını titretirmiş gibi yaptığı iki tane çok kısa hareketle verilen emri anlamıştır. Aslında şoförü hiç sevmiyordur. Bu otobüsü hor kullandığını öne sürüp başka şoför istemiştir. Bu otobüsü çok seviyordur. Kimsenin bilmediği şeyler yaşamıştır bu otobüste. Bir ara daha iyi hizmet için alınan bayan hosteslerden biri ile muavin kabinin de seviştiği yolculuğu hatırlar. O gün arabayı kullanan aynı şofördür ve bu şoföre sinir olduğundan onun kendisini ispiyonladığını düşünür. Şoför bunları ispiyonlamamıştır çünkü aynı hostesle ucuz bir otelde buluştuğu günü hiç unutamaz. İkisi de bir birinden habersizdir. Olanların tümünü bütün işini muavinin üzerine yükleyen bütün yolculuklar boyunca boş yolcu koltuklarına oturan yada boş yer yoksa muavin kabininde sigara içen, kalçaları koltukların arasından geçmek için gereğinden fazla iri olan hostes bilmektedir. Bazı insanlar, iç güdülerine hakim olup hosteslere sürtünmemeye çalışırlar ama bu hostes öyle biri değildir. Beğendiği bir yolcunun lanet yolculuk sırasında aletini ağzına alabilecek biridir.

Aklı başında olmayan görevli, otobüsün diğer tarafına geçtiği anda muavin ile karşılaşır. Pisuvarına sıçan birinin intikamını müsvedde ve kolonyayı fazla kulanan birinden almayı düşünen tuvalet görevlisi ile insanlarla düzüşmekten bıkmış bir hostesle ilişkisini açıklamaktan korkan muavin karşı karşıya gelmiştir. "Kardeş!" der muavin "Birine mi baktıydın?" Tuvalet görevlisinin cevap verecek aklı yerinde değildir. Aklına gelen tek düşünce avının orta kapıdan çıkıp kaçabileceğidir. Ama avın av olduğundan haberi yoktur. Bunu düşünememektedir. Ortaya kapıya doğru yönelir.

Durum şu şekildedir: Sağ taraftan sayarsak; ön kapı, görevli, muavin ve orta kapı şeklinde sıralanmıştır. Görevli ön kapıya daha yakındır ama avı orta kapıdan kaçabilir. Orta kapıya giderken sorusuna cevap vermediği muavini hesaba katmamıştır. Muavin, daha önce hostesin saçını kavramak için kullandığı sol kolunu adamın önüne koyar. "Hemşerim!" der muavin " birine mi baktıydın? Yardımcı olayım." Aklı başında olmayan tuvalet görevlisinin gözünün önüne bok dolu pisuvar gelir. Aslında muavinin suratını o pisuvara benzetmiştir. Görüntüyle birlikte kokuda tekrar burnunda oluşur. Çok iğrençtir. Bu sanki aklını başına getirmiş bir şekilde cevap hazırlar. Soruda ki samimiyetsizliği düşünür. Cebinde ki magnumu düşünür. Kolonyayı düşünür. Diğer cebinde ki anahtarları düşünür. Cevabı bulmuştur. Cebinde ki anahtarları çıkartıp "Biri bunları unutmuşta tuvalette. Sahibi burada mı diye soracaktım." der aklı bir an başına gelen pisuvarı bok dolu görevli. Muavin "Birazdan kalkıcaz. Çabuk ol!" der kolunu adamın önünden çekerken.

Muavinin kolu kalkar. Başlangıç atışı yapılmıştır. Av başlamıştır. Acele etmesine gerek yoktur. Burnundan eksilmeyen o koku ona bu işten zevk alması gerektiğini düşündürür. O yüzden yavaş yavaş adımlar orta kapının merdivenlerini. Önce üst kısımda seyrekleşen saçları gözükür otobüsün içinde. Sonra alnı. Merdiven basamağı kadar tek tek ortaya çıkmaktadır vücudunun bölümleri. Son adımda tamamıyla otobüstedir. Pisuvarına sıçıp sıçmadığını bilmediği ama sabunluğuna, sorumluluğuna laf söyleyen ve müsvettelerini ve kolonyasını fazlasıyla kullanan adamın olduğu tarafa yani sola döner. Adamla göz göze gelir.

Adamımız tuvalet görevlisini tanımıştır. Neden kendisine baktığını anlayamamıştır. Adama neden baktığını sormaktansa gözlerini kaçırmanın daha kolay olacağını düşünür. Cam kenarında oturmaktadır. Tuvalet görevlisini koştururken görmüştür ve gözgöze bile gelmiştir ama kendisini aradığını hiç düşünmemiştir. Bi an tuvalette yaptıklarını düşünür. Unuttuğu bir şey var mıdır? Bulamaz. Tuvalet görevlisi hala bakıyor mu diye tekrar koridor tarafına döner. Sinirli tuvalet görevlisi artık orada değildir. Adama daha fazla yakınlaşmıştır ve hala ona bakmaktadır. Gözlerinde ki siniri fark eder. "Acaba sabunluk hakkında söylediğim laflar yüzünden mi sinirli?" şeklinde bir düşünce bulutu geçer aklından.

Pisuvarına sıçılmış tuvalet görevlisi, adamın bulunduğu koltuğun yanına kadar gelmiştir. Gözleri adama kenetlenmiştir. Adamımızın yanında oturan genç bir koku almıştır. Kafasını okumakta olduğu "Avucumda Patikalar" kitabından kaldırır. Bu kitap tuvalette başlayan ve içinde otobüs yolculukları bulunan bir kitaptır. Tuvalet görevlisi tuvalette çok uzun süre kalmamıştır ama bok dolu pisuvarın iğrenç kokusu üzerine sinmiştir. Otobüste bulunanları rahatsız etmeye yetecek bir kokudur. Zaten otobüste her türlü şeyden olay çıkarabilecek bir güruh vardır. Yolcuların gözü muavine kayar. Muavin otobüsün içine yeni girmiştir. Yine verilen sessiz mesajı yolcuların gözlerinden anlar; adamı otobüsten çıkartması gerekiyordur.

Pisuvarında ki bokun kokusu üzerine sinmiş olan tuvalet görevlisi 44lük magnumunu cebinden çıkartmıştır. Sağ bacağının arkasında tuttuğu için kimse göremez ama ona doğru gelen sinirli muavin tabancanın farkına varır. "Hayır! Dur!" diye bağırır. Muavinin yapacağı müdahaleyi bekleyen yolcu güruhu, muavinden böyle bir davranış beklememektedir. Hepsi muavine bakakalmıştır. Kafasını okuduğu kitaptan kaldırıp kokan adama bakan genç, bu sefer bakışlarını heyecanla kokan adama doğru gelen muavine yönlendirir.

Silah, soğuk bir haraketle yükselir. Adamın aklında pisuvarında ki bokun sıcaklığı vardır, hareketleri o bok ne kadar sıcaksa o kadar soğuktur. Adamımızın fal taşı gibi açılan gözlerinin ortasına hedeflenmiştir silah. Kocasının nereye gittiğini merak eden kadın ücreti aldıktan sonra ibne olup olmadığını düşündüğü, boğazında adem elmasını fark ettiği müşterisinin eline kolonyayı dökerken tek el silah sesini duyar.

Magnumun gücüne dayanamayan kafa, küçük kemik ve et parçalarının ayrılmasından sonra devasa bir delik sahibi olmuştur. Bu delikten biraz daha büyüğü tuz buz olan ve kanla kırmızıya boyanmış camda vardır. Silah sadece delik açmayı sağlamamıştır. Huysuz yolcuların sesini soluğunu kesmiştir. Muavin, otobüsü çöplük sanan bir yolcunun attığı, yere yapışmış bir sakızla burun buruna gelmiştir.

Bütün dünya kısa bir süreliğine dinginliğe kavuşmuştur. Herkes susmuştur. Ama pisuvarında ki bokları, karşısında ki parçalanmış beyinden daha iğrenç gören adam rahata kavuşamamıştır hala sinirlidir. Sessizliği bozan beş silah sesi duyulur. Tabancanın içinde ki kurşunlar bitmiştir. Her kurşunun anlamı vardır. Dört tanesi fazladan kullanılan müsvetteler için ve bir tanesi fazladan dökülen kolonya içindir. Adamın ölmesini sağlayan ilk kurşun ise pisuvarda ki bok içindir. Bok!
olcay

11:44 AM

olcay hadi bi hata yapıp usanmadan bu kadar şeyi düşündüm ama bari yazmaktan üşenseydin be kardeşim.. :)    



» Post a Comment